OLUMLU PSİKOLOJİDE İYİMSERLİK EĞİLİMİ

Yayınlama Tarihi:25 Mart 2026
Görüntüleme Sayısı:48

OLUMLU PSİKOLOJİDE İYİMSERLİK EĞİLİMİ

Dr. M. Zeki İLGAR

Merhaba Değerli Okuyucular.

Olumsuzlukların arttığı bir dünyada kitlesel depresyon riskini azaltmak için insanlara kötümserlik aşılayan uyarıcılardan uzak kalmak gerekir. Her şeye rağmen umudumuzu yitirmemek ve sahte iyimserlikten uzak durarak insanlarımızda iyimserlik eğilimini oluşturmak durumundayız. Bu hafta yine olumlu psikolojinin temel kavramlarından birini irdeleyeceğiz.

Seligman & Csikszentmihalyi’e (2000) göre olumlu psikolojinin açıklamalarının öznel, bireysel ve grup olmak üzere üç düzeyde ele alınması gerekmektedir.  Öznel düzey kişi için değerli öznel tecrübelerle alakalı olduğunu belirterek bu düzeyi a) iyi oluşu ve yaşam doyumunu kapsayan geçmiş boyutu, b) akış ve mutluluğu kapsayan şimdi boyutu, c) umut ve iyimserliği kapsayan gelecek boyutu olmak üzere üç farklı zaman boyutunda ele almaktadırlar. Bireysel düzey bilgelik, özgünlük, cesaret, sevgi ve bağışlayıcılık gibi kişisel özelliklerle ilgili görülmektedir. Olumlu psikoloji kişinin ruh sağlığı ve gelişimi açısından bu özelliklerin güçlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Grup düzeyi ise hoşgörü, yardımseverlik ve sorumluluk gibi vatandaşlık becerileriyle alakalıdır. Görüldüğü gibi olumlu psikoloji insanı tüm yönleriyle ele alırken ayrıca kişinin içinde bulunduğu grupla yani toplumla olan ilişkisine de değer vermektedir.

Olumlu psikolojinin temel kavramlarından biri olan iyimserlik, hayatın tüm zorluklarına ve engellemelerine karşın kişinin hayata olumlu gözle bakabilmesini sağlayan bir özelliktir. Bu bakımdan iyimserliğin kişinin ruh sağlığını korumasında veya geliştirmesinde de önemli bir rolü bulunmaktadır. Nitekim araştırmacılar iyimserlik-kötümserlik kavramlarını ruhsal ve bedensel sağlık açısından da oldukça kritik kavramlar olarak görmektedirler (Rasmussen ve diğ., 2009; Scheier ve diğ., 1994).

Scheier ve diğ. (1986), iyimserliği bir kişilik özelliği şeklinde görerek buna “iyimserlik eğilimi” adını vermişlerdir. İyimserlik eğilimi, bir kişinin, insanlar, öteki canlılar ve nesneler karşısındaki tutumunu yansıtan ve kişinin biliş ve davranışını önemli derecede etkileyen ve gelecekteki olumlu olayların gerçekleşmesi için genel beklentisini ifade etmektedir (Scheier ve diğ., 1986; Scheier & Carver, 1987).

İyimserlik eğiliminin farklı yaşam alanlarında hedeflerimize ulaşmak için ne ölçüde çaba göstereceğimizi etkileyeceği düşünülmektedir. Mesela, bir kişi bir hedefe ulaşabileceği konusunda şüphe ederse, zamanından önce çabalarından vazgeçebilir veya asla o hedef için çaba göstermeyebilir (Carver ve diğ., 2010).

İyimserlik, dış ya da iç nedensel faktörlerden bağımsız ve devamlı olarak olumlu sonuçların ortaya çıkmasını beklemeyi kapsar. İyimserlik, olumlu davranışı tercih etmenin veya kişisel-sosyal fırsatlardan yararlanmanın bir yolu olarak ta düşünülebilir (Mosallanejad ve diğ., 2013).

İyimserlik eğilimi konusunu çalışan araştırmacılar, hedeflere ulaşma hususunda iyimser ve kötümserlerin birbirlerinde farklı beklentilere ve davranış kalıplarına sahip olduğunu savunmaktadırlar (Blackwell ve diğ., 2013; Scheier & Carver 1985). Kötümserlerden çok iyimserler, gelecekleri için çeşitli planlar yapar ve kendileri için uygun hedefler belirlerler. Ayrıca, iyimserler sıkıntılı yaşam deneyimlerinin olumsuz yönlerini fazla önemsemezler. İlişkilerinde kolayca yakınlık kurabilir ve doyum sağlayabilirler (Jiang ve diğ., 2014).

Carver ve diğerleri (2010) İyimserlik kavramını “insanların gelecekleri konusunda genelleştirilmiş olumlu beklentiler içinde olma derecesini yansıtan bir eğilim” şeklinde tanımlamıştır. Ruh sağlığı alan yazınında genel anlamda insanları “iyimser” ya da “kötümser” diye sınıflandırmak yaygın olsa da bu kavramlar aslında bir yelpazenin iki ayrı kutbunu temsil etmektedir. İyimserlik kavramının özünde, geleceğe dair olumlu beklentilere sahip olmaya yönelik temel bir eğilim yatmaktadır (Carver ve diğ., 2010). İyimserlik eğilimi özellikle olumlu psikolojide büyük ilgi görmektedir. Olumlu psikoloji, insanların doğal olumlu gücünü ve kaliteli yaşamı güdülemek için psikolojinin olumlu yöneliminin gerekliliğini savunmaktadır (Jiang ve diğ., 2014).

Bu bağlamda ruh sağlığıyla iyimserlik arasındaki ilişkileri inceleyen çalışmalarda iyimserlikle düşük benlik saygısı, depresyon, kaygı ve stres arasında olumsuz ilişkiler bulunduğu saptanmıştır (McIntosh ve diğ., 2004; Scheier ve diğ., 1994). Ruh sağlığı üzerindeki tüm bu olumlu yansımalarından yola çıkarak, iyimserliğin sonal olarak kişilerin iyi olma/ mutluluk seviyelerinin yükselmesine de katkı sunacağı düşünülebilir.

İyimserlik kavramı kişinin olaylara olumlu tarafından bakması, olumsuzluklara takılmaması anlamında olumlu psikolojinin üzerinde durduğu bir kavramdır. İyimserlik, sorunların farkında olarak çözümleri de bilmek, zorlukları görüp onların üstesinden geleceğine inanmak, olumsuzlukları yakalayıp olumlulukları vurgulamak, en kötü olana açık olup en iyi olanı beklemek, şikâyet edecek sebebi varken gülümsemeyi tercih etmektir.

İyimserlik, kişinin çevresindeki olumsuzluklardan çok olumlu olayları algılamaya yönelik bir eğilim şeklinde tanımlanmaktadır (Türküm, 1999). Seligman’a (1991) göre iyimserlik eğilimi genel olarak bilişsel bir süreçtir ve sonradan edinilebilir. İyimserliğin iki ayrı türü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi bir kişilik özelliği olarak ele alınan iyimserliktir. Bu tür bir iyimserlik eğilimine sahip olan kişiler, yaşamı değerlendirirken daha ziyade olumlu olaylara odaklanmaktadır. İkinci tür iyimserlik durumsal iyimserlik olarak bilinmektedir.  Bu iyimserlik eğilimine sahip olan kişiler bazı özel durumlarda iyi şeylerin, bazı güzelliklerin ortaya çıkacağını beklemektedirler. Yapılan bazı araştırmalarda, öznel iyi oluş düzeyi yüksek olan kişilerin yaşam olaylarına anlam verdikleri, kendilerini olumlu olarak değerlendirdikleri, öznel iyi oluşlarını sağlamak ve devam ettirmek için çaba gösterdikleri sonuçlarına varılmıştır.

Öznel iyi oluş düzeyi düşük olan kişilerin yaşam olaylarını kendi mutsuzluklarını pekiştirecek biçimde yorumladıkları ve kendilerini negatif olarak değerlendirdikleri görülmüştür. İyimserlik eğiliminin insan yaşamının birçok alanında etkili olduğu, iyimser kişilerin daha az depresif belirtiler sergiledikleri, daha uzun ömürlü oldukları, terapilerde daha hızlı iyileşme gösterdiklerini belirten çalışmalar bulunmaktadır (Lyubomirsky, 2001; Eryılmaz ve Atak, 2011).

İyimserliğin pollyannacılık veya sürekli iyi şeyler düşünme boyutu sahte iyimserliği ifade etmektedir. Sahte iyimserlik eğiliminde olan kişiler, gerçekte olabileceğinden daha fazla olumlu; bunun yanında gerçekte olabileceğinden daha az istenmeyen olayla karşılaşacaklarına inanmaktadırlar (Türküm, 1999).

İyimserliğin, genetik bir özellik mi yoksa çevrenin etkisiyle sonradan mı kazanıldığı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Mosing ve diğerleri (2009), geniş bir örneklem üzerinde 3.053 ikizle yaptıkları çalışmada, genetik etkenlerin iyimserlikteki varyansın yüzde 36’sını açıkladığını tespit etmişlerdir.

Seligman (2006) ise, iyimserliğin büyük ölçüde öğrenilebilir olduğunu, geçmiş yaşantılara bağlı olarak kişilerin olaylara olumlu veya olumsuz yüklemeler yaptıklarını ve bazı yeni bilişsel beceriler edinilerek iyimserliğin kazanılabileceğini öne sürmektedir. Nitekim iyimserliği geliştirmeye yönelik olarak gerçekleştirilen grupla psikolojik danışma uygulamaları ve eğitim programlarında olumlu sonuçlar alındığı ve kişilerin iyimserlik düzeylerinde anlamlı düzeyde yükselme meydana geldiği belirtilmektedir (Karagöz, 2011; Şimşek, 2003).

İyimserlik konusu bilişsel yapılandırmacı yaklaşım, biyolojik yaklaşım ve öğrenme yaklaşımı olmak üzere üç farklı şekilde açıklanmaktadır (Gençoğlu, 2006). Biyolojik yaklaşım, kişilerde iyimserliğe hormonal yapının sebep olduğu bu yüzden yapısal olarak doğuştan iyimser olunabileceğini, iyimserliğin kişinin yaşantıları, öğrendikleri ve tercihlerinden kaynaklanmadığı ve bir duygu olmaktan ziyade bir mizaç özelliği olduğu biçiminde açıklanmaktadır.  İyimserlik konusunda, genetik faktörlerin de büyük ölçüde etkili olduğu bilinmektedir (Mosing ve diğ., 2009). Ancak, alan yazında iyimserliğin öğrenilebilirlik, değiştirilebilirlik ve geliştirilebilirlik gibi özelliklere sahip olduğuna yönelik pek çok araştırma da bulunmaktadır (Şimşek, 2003; Seligman, 2006; Karagöz, 2011).

Seligman’ın da savunduğu öğrenme yaklaşımına göre, iyimserlik kişilerde geliştirilebilen bir özelliktir ve çocukluktan itibaren kişiyi etkileyen olaylar iyimserliği veya kötümserliği desteklemektedir.  Kişilerin yaşadıkları olayları açıklama biçimlerinin iyimserliklerinde belirleyici olduğunu savunan, bilişsel yapılandırmacı yaklaşıma göre; kişi yaşantılarını değerlendirme biçimini değiştirerek iyimser bir yapı oluşturulabilmektedir. Yapılan açıklamalar iyimserliğin hem bir duygu olduğunu, hem de öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir kişilik niteliği olduğunu ifade etmektedir.

Bu yaklaşımların ışığında iyimserlik kavramının; mantık, eylem, beklenti ve planlama diye özetlenebilen bir nitelik olduğu ifade edilmektedir. Yani iyimserlik, yerine getirilebilecek gerçekçi beklentiler doğrultusunda, mantıklı planlamaları yaparak harekete geçmek ve olumsuz durumlarla savaşmak demektir (Gençoğlu, 2006).

Cheier & Carver’e (1992) göre iyimserlik, hayattaki zorluklara ve engellemelere karşın genel olarak hayatta her şeyin daha iyiye gideceğine yönelik olumlu beklenti içerisinde olma olarak tanımlanabilir. Başka bir görüş ise iyimserliği, bir yükleme şekli olarak tanımlamaktadır. Bu görüşe göre iyimser kişiler; hayatta karşılaştıkları başarısızlık veya olumsuzlukları, dışsal faktörlere bağlı, geçici, belli bir soruna özgü ve denetlenebilir olarak değerlendirmektedirler. Buna karşın kötümserler ise; sorunları ve olumsuzlukları kapsamlı, kişisel ve kalıcı olarak değerlendirme eğilimindirler (Peterson, 1991; Seligman, 2006).

İyimserlik konusu olumlu psikolojinin temel kavramlarından birisi olması açısından önemlidir. Daha önce ifade edildiği gibi iyimserlik, hayatın tüm zorluklarına ve engellemelerine karşın kişinin hayata karşı olumlu olarak bakabilmesini sağlamaktadır. Bu açıdan iyimserlik kişinin ruh sağlığını korumasında veya geliştirmesinde de önemli ölçüde rol oynamaktadır. Bu nedenle iyimserlik-kötümserlik kavramları psikolojik ve bedensel sağlık açısından oldukça kritik kavramlar şeklinde değerlendirilmektedir (Rasmussen ve diğ., 2009; Scheier ve diğ., 1994).

Bu bağlamda ruh sağlığı ile iyimserlik arasındaki ilişkileri ele alan araştırmalarda iyimserlik ile depresyon, kaygı, düşük benlik saygısı ve stres arasında olumsuz ilişkiler olduğu saptanmıştır (McIntosh ve diğ., 2004; Scheier ve diğ., 1994).

Ruh sağlığı üzerindeki tüm bu olumlu yansımalarından yola çıkarak, iyimserliğin sonal olarak kişilerin iyi olma/mutluluk seviyelerinin yükselmesine de katkı vereceği düşünülebilir. Nitekim Diener (1984) tarafından, pozitif duyguların sık, negatif duyguların az yaşanması ve hayattan yüksek doyum alma diye tanımlanan mutluluk üzerine yapılan çalışmalar, mutlu kişilerin kendilerini iyi hissettiklerine ve pozitif duygular yaşadıklarına vurgu yapmaktadır.

Netice olarak hayata karşı olumlu bir bakış açısına ve iyimser nitelikli yüklemelere sahip olmak, kişilerinin yaşamdan aldıkları doyum düzeyine ve mutluluklarına katkı sağlayacaktır. Alan yazında da yaşam doyumu yüksek olan kişilerin daha iyimser olduklarına ilişkin açıklamaların yapıldığı görülmektedir (Ryan & Deci, 2001).

Başta kuramsal açıklamalar olmak üzere ilgili olan değişkenlerle yapılan araştırmaların da gösterdiği gibi, iyimserliğin mutluluk ile yaşam doyumu üzerindeki etkisinden yararlanmak gerekmektedir. Çocuklarımızın ruhsal açıdan sağlıklı olması iyimser olmalarıyla da bağlantılıdır. Evde ve okulda çocuklara kötümserlik aşılayabilecek eylem ve söylemlerin yerine iyimserliği modellemek daha sağlıklıdır.

İyimser kişilerin özellikleri şöyle sıralanabilir:

  • İyimser kişiler gelecek kaygısı yaşamadıklarından bulundukları anı yaşarlar.
  • Olumlu şeyler düşündükleri için enerjiktirler.
  • Zorlukları daha kolay yenerler.
  • Kendilerine büyük hedefler koyarak daha yüksek başarılar elde ederler.
  • Başarısızlık yaşadıklarında bunu başarıya giden bir yolculuk gibi görürler.
  • Kendilerine hata yapıldığında önce hata yapanın niyetine bakarlar.
  • Gereksiz yere inanları kırmadıkları için çevreleri tarafından sevilirler.
  • Kendilerini değerli görürler ve kendilerine güvenleri tamdır.
  • Her olay ve durumda şükredecek bir şey bulurlar.
  • Yakın çevrelerinde İyimser ve olumlu bakan kişilerin olmasını isterler.
  • Yakaladıkları fırsatları iyi değerlendirirler.
  • Başkalarına karşılıksız yardım ederler ve güçlendirirler.
  • Öz-bakımlarına dikkat ederler.
  • Özel ilgi alanları ve hobileri vardır.          

Ailede anne-baba ve okulda öğretmenlerin çocuklara iyimserlik aşılamak için yapmaları gereken ödevler şunlardır:

  • Çocuğun başına gelen olumsuz yaşanmışlıkları fark etmek,
  • Çocuklarınızı sevdiğinizi davranışlarınızla, sözlerinizle ve samimi sarılmalarınızla göstermek,
  • İyimserlik sergileyerek model olmak
  • Yaşına uygun aktiviteleri ödev vererek onların başarı duygusunu yaşamalarını sağlamak,
  • Olumlu düşünmelerinde yardımcı olmak,
  • Çocuklara kendi denetimlerinde olan oyunları oynama fırsatı vermek,
  • Çocukları strese sokacak etkenlerden uzak tutmak,
  • Çocukların sorunlarını dikkatlice dinlemek
  • Çocukların başkalarına yardım etmesine ortam sağlamak.

Bunlara ek olarak çocukların iyimserlik aşılayacak kitaplar okumalarını, filmler izlemelerini ve grup rehberliği etkinliklerine katılmalarını sağlamakla da onların iyimser kişiler olarak yetişmeleri desteklenebilir.

Araştırma bulguları, kişilerin iyimserlik seviyelerinin yükseltilmesi sağlanarak mutluluk seviyelerine de katkı sağlanacağını göstermektedir. Alan yazında iyimserliğin mutluluk ve hayat doyumuna olan katkılarına vurgu yapan çalışmaların bulunduğu görülmektedir (Ryan & Deci, 2001; Cummins & Nistico, 2002; Bailey, ve diğ., 2007).

Sonuç olarak savaşların yayıldığı, ekonomik krizin tüm yoksulları ezdiği bir dünyada çocuklarımızın ve gençlerimizin umudunu yitirmesine ve kötümserliğe kapılmasına izin veremeyiz. Medyanın bu konuda duyarlı olması özellikle önemlidir.

Bir Değerlendirme Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir