GÜNÜN EN GÜZEL ANI

Rengin YILMAZER

Yazı Kategorisi:Fikir Yazıları
Yayınlama Tarihi:20 Şubat 2026
Görüntüleme Sayısı:22

Son dönemlerde sıkça duymaya başladığımız “farkındalık” çalışmalarından birinin içindeyim. Beni daha derin düşünmeye ittiği için, bazen gözümün önünde olanlara başka bir yerden bakmama yardımcı olduğu için bazen de “Bunu zaten yapıyordum.” diyerek kendimi takdir etme olanağı sağladığı için bu tarz çalışmalar hoşuma gidiyor.

Kendimle ilgili sorular sorduran çalışmalardan biri her yeni güne nasıl başladığımızla ilgili. Eski yaşamımla son yıllardaki tempom ciddi şekilde farklılıklar gösterdi. Büyük bir şehirde, küçük bir çocukla, zalim bir iş temposunun içinde mücadele vermekle; sakin bir sahil kasabasında, liseli bir genç kızla, uzaktan çalışma düzeninde olmak arasında hatırı sayılır değişiklikler var elbette. Koşullar günümüzü, tempomuzu, ruhsal durumumuzu hatta belki çevremizle ve kendimizle kurduğumuz ilişkinin şeklini etkiliyor.

Tüm bu birbirinden farklı senaryolar içinde bakılması gereken bir temel durum olduğunu düşünüyorum. O da niyetimiz. Niyetimiz, bizim hayata baktığımız pencerenin ana fikri, aslında güne giriş yaparken attığımız sağ adımımız, aynada kendimizle göz göze geldiğimizde verdiğimiz sıcak bir selamlama gibi. Güne “Bugünün sürprizlerini huzur ve neşeyle karşılamaya niyet ediyorum.” sözünü kendine vermenle, “Hadi bakalım bugün başımıza neler gelecek?” tedirginliği ile başlamak arasında ciddi farklılıklar olacağını düşünüyorum. Evet, belki gün içinde yaşayacaklarında bir değişiklik olmayacak ama olanlarla başa çıkma şeklin kesinlikle değişecek. Bunu her birimiz kendi yaşamlarımızdaki örneklerle karşılaştırabiliriz kolaylıkla. Bunu fark ettiğim gün içime dolan bir sakinlik hissi vardı. Her tünelin bir çıkışı olduğu bilgisi gibi, minik bir fenerle karanlıktan geçtikten sonra gün ışığına kavuşacağımın güveni o gün geldi. Yol boyunca korku ve endişe ile yol bir an önce bitsin diye geniş adımlar atmak yerine önümün aydınlandığı kadarıyla gördüklerimin tadını çıkarmaya başladım. Tünel her seferinde bitti, gözlerimi kamaştıracak kuvvette bir ışıkla.

Ve bugün yaptığım çalışma “günün en güzel anını fark ettiğimiz” bir konu ile gelince hatırladım. Yeni bir güne nasıl bir niyetle başladığımız çok önemli. Bazen günün ilk kahvesi, bazen kimseler uyanmadan yapılan meditasyon çalışması, sıktığın ilk parfümün genzini dolduran kokusu, evden çıktığın anda yüzüne vuran ferah hava, çocuğuna verdiğin günaydın öpücüğü, kedinin koyulan taze mama coşkusu, belki arkadaşlarla planlanan güzel bir akşam yemeği, yoğun olmayan bir iş günü, evde yemek olması, maaşının yatması, borcunun kapanması ve daha niceleri…

Ben bugüne hafif bir hisle başladım. Yüzümü yıkarken kendime gülümsedim. Bugünün getireceklerini neşeyle kabul etmeye niyet ettim. Çayımı demledim. Demlenen çayın kokusunu ve her gün, günün her saati o ilk yudumdan ne kadar uzun bir süredir keyif aldığımı gülümseyerek hatırladım. Bu tiryakiliğin rahmetli babaannemden bana geçtiğini düşündüm. Onun, elinde çay bardağı ile bir görüntüsü geldi zihnime, sonra kulağıma sesi. Babaannemle dolu birkaç kısacık anı… Çocukluğuma hızlıca bir gidip döndüm. Bir çeşit zamanda yolculuk yaptım mutfak tezgâhının önünde durduğum dakikalar içinde. Bu satırları yazdıktan sonra kendimi günün devamı için olasılık dalgalarının kucağına bırakacağım ve paniklemek yerine, oyunlar oynayacağım. Çünkü bana göre hayat tatlı bir oyun alanı.

Siz de sorun şimdi kendinize. Gününüzün en güzel anı hangisi?

Bir Değerlendirme Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir