Genellikle para piyasalarını takip edenler ekonomi özellikle borsa, kripto dilinde sık kullanılan “ölü kedi sıçraması – Dead Cat Bounce” terimini çok duymuştur. Bir süredir düşüşte olan bir varlık, son değerinin az biraz üstüne ani bir çıkış yapar ve bu hareket süreklilik hissi yarattıktan sonra birden aşağı yönlü çok sert biçimde çakılarak düşüşünü sürdürürse, bu kısa ve sert yükseliş hareketi para piyasalarında “ölü kedi sıçraması” olarak tanımlanır. Kısaca “değeri hızla düşen bir şeyin geçici ve yanıltıcı bir yükseliş göstermesi demektir”. Bunun mantığı ise şu benzetmeden gelir; çok yüksekten düşen ölü bir kedi bile yere çarptığında oluşan tepkiyle bir kez sıçrar.
Yazılan edebi eserlerde ve özellikle şiirde de durum böyledir, eğer şiiri yazarken o anki ruh halimiz buna müsait, fakat dizeler istediğimiz gibi ilerlemiyor ya da ilerletemiyorsak yazmaktan uzak durmalıyız. Aksi takdirde yazacağımız dizelerde sözcükleri yerli yerine oturtamayız, üstelik imgelerimiz muhteşem gözükürken okuduğumuzda kendimiz hissetmesek bile okuyucuda anlatımın dışında kalır. İmgedeki anlatımı zihin tasavvurunda boşlukta bırakıyorsak, işte tam bir ölü kedi sıçraması durumuyla karşı karşıyayız demektir. Bu tür metinler imge taklidi yapan metinler olarak gözükecektir.
Tabi ki bu durumu şiir ya da başka edebi türlerde hatta sanatın birçok diğer alanlarında da yaşayabiliriz. Şair ve yazarlar için çoğunlukla bu durum geçicidir. Bazen anlık olabilecek bir sıkışma hali olarak karşımıza çıkmış olabilir. Benim vurgulamak istediğim konu çok farklı olmakla birlikte bu konuya kısa bir ara verelim…
Şimdi bütün bunlara karşı benim bu yaklaşımımı gereksiz bulup, şunu dediğinizi duyar gibi oluyorum; bu durum yazar kesiminde çok karşılaşılan ve bazen yıllar süren bir sıkışma durumu da olabiliyor, doğrudur. Zaten bu durumu 1954 de psikanalist Edmund Bergler’in de tanımladığı gibi adı “tıkanma sendromu”dur. Hatta bu konudan oldukça muzdarip olan İlhan Berk şöyle demiştir; yazamıyorsan, oku diye.
Tekrar konumuza dönecek olursak, tıkanma sendromunun haricinde farklı bir olay var ki şair ya da yazar, ruhunu ve düşüncesini yazmak istediği konu ile ilgili yeterince besleyememişse işte orada ölü kedi sıçraması diye tabir ettiğim durumu çok net göreceğiz ve kaçınılmazdır. Bu tıkanma sendromu ile alakadar bir durum değildir. Bu bir kalem kasılması durumu da değildir, ele aldığımız konuda yazarın kendisini yeterince beslememesinin sonucudur ve hatta böyle bir durumla karşılaştığımız zaman kendi kendimizle ilk yüzleşeceğimiz yine kendimiz olmalıyız. Daha da acımasız empati yapmak istiyorsanız kendimize şu soruyu soralım, bu konuda yaşanmışlığım hiç yok mu? Zaten yaşanmışlığımızın hiç olmadığı bir temanın içine girip zorlanmanın da bir anlamı olmayacaktır. Bu durum yazarı uçsuz bucaksız çoraklığa savuracaktır. Çoğu zaman eseri çoraklığa sürükleyen ana sebep ise sahicilikten uzaklaşılmasıdır.
Sıkıcı veya zayıf edebi eserlerde bazen şöyle bir durum görülebilir: Metin genel olarak sönük ve etkisizdir ama arada bir iki güçlü cümle, etkileyici görünen bir imge veya duygusal bir bölüm vardır ve okur bir an “acaba iyi mi olacak?” diye düşünür. Sonra eser birden eski sıkıcı düzeyine döner. Bu durumda o güçlü, umut dolu bölüm bir tür “ölü kedi sıçraması” gibi karşımıza çıkar. Bu toparlanma kısa süreli ve yanıltıcıdır. Zayıf bir metin üzerinde bu tür çıkışlar o eseri güçlü kılmaktan öte zayıflığını belirginleştirir.
Sonuç olarak, şunu unutmamalıyız ki; bir sözcükte anlamın pik yaptığı yer şiirdir. Sözcüğü anlamsal pik noktasına taşıyan ise çoğu zaman imgedir. Gerek şiirde gerekse diğer yazım örneklerinde eğer konunun dışında çağrışım yapan bir sözcükle imge yapıyor ya da çok güzel bir imgeyi konu ile ilintisiz kullanıyorsanız, okura zihninde düşünsel rüya gördürmüyor ya da gördüğü rüya okuduğu metnin dışın kalmışsa işte oradaki imgenin yaptığı harekete ölü kedi sıçraması diyebiliriz. İmgede kullanılan sözcüğün anlamından öte anlam değeri önemlidir, eğer bu değer vasatın çok altında ya da değerinden uzak kalmışsa işte kedi son sıçramasını yapmıştır bile. Aynı zamanda okurun umudunun yıkıldığı yer de burasıdır. Okurlarımızın umudunun hep diri kalması umuduyla…
Aygün EROĞLU

