Acının İçinden Geçen Işık

Yazı Kategorisi:Edebiyat
Yayınlama Tarihi:24 Mart 2026
Görüntüleme Sayısı:39

Acının İçinden Geçen Işık
Mehmet KARASU

Son beş yıl…
Zamanın takvim yapraklarına sığmayacak kadar ağır, insanın yüreğine kazınacak kadar derin
geçti. Evlerimize kapanıp pencerelerden hayata baktığımız günleri unutmak kolay değil.
Kovid’in sessiz korkusu, sokakların tenhalaşan sesi, birbirine dokunamayan insanların
özlemi… Hepimiz biraz eksildik o günlerde. Yorulduk, yıprandık, içimize döndük.
Ama yalnızca salgın değildi bizi sınayan.
Alevler yükseldi ormanlarımızdan, sular taştı kentlerimize, yer sarsıldı ayaklarımızın altından.
Her felaket, bir öncekinden daha ağır bir iz bıraktı. Her kayıp, bir başka acıyı çağırdı.
Türkiye’nin dört bir yanı bu sınavlardan geçerken, Hatay bu acının en derin yerinde durdu. Bir
şehir, hafızasıyla birlikte yaralandı. Sokaklar, evler, anılar… Hepsi bir anda sessizliğe gömüldü.
Hatay, dillerin, inançların, kültürlerin yan yana nefes aldığı bir insanlık mirasıydı. O miras,
acıyla yoğruldu. Kaybettiklerimizin ardından söylenecek hiçbir söz yeterli olmadı. Çünkü bazı
acılar anlatılmaz, sadece hissedilir.
Ama bütün bu karanlığın içinde bir şey eksilmedi:
Birlik duygusu.
İnsan, en zor zamanlarda kendini yeniden hatırlıyor. Bir elin başka bir ele uzandığı an, umut
yeniden doğuyor. Bir kapının açıldığı, bir lokmanın paylaşıldığı, bir omuzun diğerine
yaslandığı an… İşte orada hayat yeniden başlıyor. Biz bunu kaybetmedik. Ne birbirimizden
vazgeçtik ne şehrimizden ne de bu ülkenin yarınlarından.
Bayramlar belki eskisi gibi olmadı. Eksik sofralar kuruldu, bazı sandalyeler boş kaldı. Ama yine
de bir ışık vardı o sofralarda. Çünkü bayram, sadece sevinç değil; aynı zamanda hatırlamak,
sahip çıkmak ve yeniden umut etmektir. Bayram, en karanlık günlerin ardından bile “biz
buradayız” diyebilmektir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, evet…
Çok kaybettik.
Çok ağladık.
Çok yorulduk.
Ama hâlâ buradayız.
Bu, her şeye rağmen en büyük umuttur.
Çünkü insan, acıyla yoğrulsa da sevgiden vazgeçmediği sürece ayakta kalır. Hatay da, Türkiye
de, bu yorgun kalbiyle hâlâ atıyorsa; bu, yarının mümkün olduğunun en güçlü kanıtıdır.

Belki her şey eski haline dönmeyecek. Ama biz, o eskiyi içimizde taşıyarak yeni bir hayat
kuracağız. Daha dikkatli, daha kırılgan ama belki de daha derin bir sevgiyle…
Çünkü öğrendik:
Kaybetmemek değil, vazgeçmemek asıl dirençtir.

Bir Değerlendirme Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir