Aydınlık Gelecek İçin Her Zaman Sanat*
Fransız yazar, filozof Albert Camus “Dünya aydınlık olsaydı sanat olmazdı.”der.
Antik Yunan Filozofu Platon’un ve Aristo’nun sanatta “gerçekçilik” kavramları “idealizm” ile örtüşür. Bu kusursuz ve ideal formdaki gerçekçilik; güzelin amacıdır. Sanatçının da amacı güzele kısaca karanlığa karşı olan aydınlığa ulaşmaktır.
İnsanoğlunun varoluş tarihini ören acı ve kaygılardan uzak bir sesin, sözün, rengin ya da somut bir ürünün gerçek sanatı oluşturamayacağı düşüncesinin kesinliğidir.
Sanata, sanatçıya önem veren ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sanatçı toplumda uzun çabalardan sonra alnında ışığı hisseden ilk kişidir.” sözü rastlantı değildir.
Tarihsel perspektif içinde; değişik sanat türleri doğmuştur. Genel bir kavram olan sanat; müzik, edebiyat, resim, heykel, mimarlık, tiyatro, dans toplum bilimi gibi dallara ayrılır. Sinema “yedinci sanat” olarak kabul edilir. 19. ve 20. yy.’da fotoğraf da görsel sanatlar içerisinde yer almıştır. Sanat, her şeyden önce evrenseldir ve sanat alanları bir bütündür, birbiriyle ilişkilidir.
“Sanat olgusu insani ve yaşamsal değerlerin kavranmasında ve bu kavramların somutluk kazanmasında hayati bir rol üstlenmektedir.”1 Sanat insana özgü bir kavramdır; duygu ve estetik barındırır. “Aristoteles, sanatın haz vermenin yanında insana olan etkisiyle yüksek bir değerin taşıyıcısı olduğuna işaret etmiştir.”2
Sanat eserini meydana getiren, üç unsur vardır: Sanatçı, sanat eseri ve sanat eserini anlayıp takdir eden alımlayıcı (sanatçının duygularını paylaşan kişi). Bir sanat eserinin en temel işlevi, onu izleyen insanda estetik bir duygu oluşturmasıdır.
Toplumlarda oluşan sanat eserlerinin ve onları üreten sanatçıların sanat anlayışlarının, tarzlarının, geleneklerinin değişim-gelişim gösterdiği görülmektedir. Her akım kendisinden önceki akıma bir tepki olarak doğmuştur. (15.yy. 16.yy.Klasizm, Neoklasizim, Romantizm, Empresyonizm, Ekspresyonizm, Dadaizm, Sürrealizm, Modernizm, Postmodernizm…)
Her sanat eseri aslında özne-nesne ilişkisinden doğar. Sanatçı, dünyanın zamana göre değişen özelliklerini anlamlandırmaya çalışarak yarattığı ürünlerde de bu düşüncelerini yansıtır. Sanat eserleri de adalet, eşitlik, sevgi gibi değerlere ilişkin bir takım mesajlar verir, ama bunu felsefenin yaptığı gibi tanımlamaya kalkışmaz, bu kavramlara ilişkin somut durumları yine somut bir eserle ortaya koymaya çalışır. Bu nedenle sanat, bilim ve felsefenin tamamlayıcısı olarak görülebilir.
“MÖ. 10.000’e kadar mağaralara hayvan resimleri çizilirken sonrasında kanyonların duvarlarına çizilen insan resimlerine hayvanların, daha sonra şaşırtıcı derecede savaş ve av sahnelerinin eklendiği bilinmektedir.”3
Edebiyatın ağırlıkla “savaş ve barış” temasını işlediği görülür. İmgesel düşler olmasaydı; Homeros’un destansı İlyada’sı olur muydu? Mitoloji, sanatsal yaratıcılığın özünü oluşturmaktadır. Mitlerin taşıdığı anlam ve semboller edebiyat ve sanatın dışında olan alanları da etkilemiştir.
Sanatçıların kutsal bildiği, yasal bildiği bir tek savaş vardır, o da barışa ulaşmak için verdiği savaştır. Şairler de tarih boyunca baskıya, düşmanlığa, karanlığa karşı aydınlığın, özgürlüğün, emeğin, barışın savaşını verir.
Şairlerin kendilerinden sonraki kuşakların savaş karşıtı duyarlılıklarının oluşumunda barış yanlısı tavırları önemli rol oynamıştır. Sanatçıların kutsal bildiği, yasal bildiği bir tek savaş vardır, o da barışa ulaşmak için verdiği savaştır. Şairler de tarih boyunca baskıya, düşmanlığa, karanlığa karşı aydınlığın, özgürlüğün, emeğin, barışın savaşını verir.
“Ene’l-Hakk” sözüyle tasavvuf tarihine geçen Fars kökenli spiritüalist yazar ve mistik şâir Hallâc-ı Mansûr ya da Mansûr el-Hallâc, zındıklıkla suçlanmış ve uzun süren bir soruşturma neticesinde idam edilmiştir. (MS.922)
14.yüzyılın ikinci yarısı ve 15.yüzyılın başlarında yaşayan, dar görüşlü, yanıltıcı dini düşünüşle mücadele eden, şiirlerinde herkesten farklı, coşkun ve korkusuz bir dil kullanan devrimci şair Nesimi dönemin iktidarınca derisi yüzülerek öldürülmüştür.
Yedi Ulu Ozan‘dan birisi olarak kabul edilen Pir Sultan Abdal, Osmanlı yönetimine karşı tutumu nedeniyle İran şahının tahrikiyle Osmanlı Devleti aleyhine olan isyana katıldığı ve İran lehine casusluk yaptığı gerekçesi ile Hızır Paşa tarafından Sivas’ta idam edilmiştir.
Fransız Devrimi (1789-1799) Avrupa ve dünya tarihinde büyük bir dönüm noktasıdır. Devrime öncülük edenler eğitimli insanlardır. Fransız şair André Chénier kargaşa döneminde devlete karşı gelmesi nedeniyle 1794’de giyotinle idam edilmiştir.
Küba’nın sömürge imparatorluğu olan İspanya’dan kurtulmak için bağımsızlık mücadelesinin öncülerinden José Julián Martí Pérez şair ve yazardır. (1895).
Ezilmiş halkların yanı sıra iktidarı elinde bulunduranların (Padişahların, imparatorların, diktatörlerin, seçilmişlerin… vs.) tarihin kaderini değiştirdiği bilinir. “Dünyaya baktığımızda 20. yy.’da diktatörler hakkında en fazla romanın Güney Amerika’da yazılmış olması rastlantı değildir.”
Rusya İmparatoru Nikolay’ın baskıcı, gerici yönetiminde baş gösteren ağır çalışma şartları, açlık, yoksulluk, adaletsizlik nedeniyle 1905’te sosyalist hareketinin fitilini ilk ateşleyen Ivan Kalyayev de idam edilenbir şairdir.
Mayakovsky’nin dediği gibi “Beyinleri yontan ve şekillendiren kişidir.” yazar.
Picasso’nun en güçlü eserlerinden biri olan GUERNİCA adlı, Nazi bombardımanı sonrası Guernica kasabasında yaşanan zulmü ve kıyımı anlattığı tablosunu bir sergide görüp beğenen Nazi Generalinin “Bunu siz mi yaptınız?” sorusuna “Hayır! Siz yaptınız!” sözü tarihe geçmiştir.
Beethoven’in “The Eroica” adlı senfonisini bilirsiniz. Özgürlük, adalet ve barış üzerine çok ilginç bir öyküsü vardır. Beethoven Fransa’ya karşı özgürlükçü bir tutum içinde olan Napolyon’u girdiği her savaşı kazanması nedeniyle kahraman görür ve onun için beste çalışmasına başlar. Napolyon’un, imparator olunca ihtiraslarına yenik düştüğünü görünce ithaf sayfalarını yırtıp atar. Senfoninin 2. Bölümüne “Ölüm Marşı”nı ekler. “Napolyon benim için ölmüştür.” duygusudur bu! Adını da “Kahramanlık Senfonisi” olarak değiştirir.
Sanatçı Gunter Demnig’in, Tökezleme Taşlarıadını verdiği pirinç levhalar;Nazi döneminde (1933-1945) sürülen, toplama kamplarına gönderilen, öldürülen, Nazi kurbanlarının unutulmaması ve de kalplere kazınan acıları, bugünden yarına taşımak için bir zamanlar ikamet ettikleri evlerin girişine, Avrupa’nın pek çok şehrine (Polonya, Prag Berlin’e) çok sayıda yerleştirilmiştir. Taşın üzerindeki pirinç levhaya Nazi kurbanlarının isimlerinin yanı sıra doğum-ölüm tarihleri ve nerede öldüğü yazılmıştır.
Peki biz kaç kez tökezledik? Tökezleme taşları Türkiye’de yok! Olsa kaç taş koymak gerekirdi, bunu bilmek zor. Ama milyonlarca tökezleme taşı gerekirdi, o kesin gerçek.
Berlin’in Bebel Meydanı Hukuk Fakültesi binasının önünde yere monte edilmiş bronz levhada “10 Mayıs 1933’te Hitler yanlısı Profesörler ve öğrencileri tarafından; solcu, komünist, antifaşist yazar ve bilim insanlarının kitapları bu noktada yakıldı.” notu Almanca yazılıdır. İsrailli sanatçı Micha Ullman’ın yaptığı Mahnmal Anıtı: “Yer altında 5*5*5 metre büyüklüğünde bir odadır. Duvarlarında beyaz boyalı boş raflar 20.000 kitap alacak durumdadır. Bu oda kapısızdır! Girilmesi olanaksızdır! Ve pencere kaldırım üstündedir! Görmek isteyenlerin görebilmelerine olanak sağlıyor.”
Bu anıtın hemen bir metre ötesinde ikinci bir bronz levhada ise Heinrich Heine’nin 1820’de söylediği sözü dikkat çeker. Türkçe karşılığı: “Eğer bir yerde kitaplar yakılıyorsa orada eninde sonunda insanlar da yakılacaktır.”4
2 Temmuz 1993’de Madımak Oteli’nin içinde Asım Bezirci, Behçet Aysan, Hasret Gültekin, Metin Altıok, Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen‘in de bulunduğu 35 kişi yanarak ya da dumandan boğularak yaşamını yitiren; aralarında Aziz Nesin, Zeki Büyüktanır, Hidayet Karakuş, Lütfiye Aydın’ın da olduğu ağır yaralarla kurtulan 51 aydınımızı unutmadık! Ama bu acı olayı ve yakılan aydınlarımızı unutturmamak, için bir anıt dikildi mi? Sanırım kibrit çakanın eline benzin bidonunu verenlerden bu insanlığı beklemek biraz saflık olur.
Ne yazık ki karanlığa karşı mücadele eden, haksızlığa, adaletsizliğe başkaldıran, aydınlık düşünceli ozanlar, yazarlar ne yazık ki dönemin iktidarlarınca işkenceler yapılarak susturulmuş, sürgüne gönderilmiş, hapis cezaları verilmiş, acımasızca öldürülmüşlerdir.
Nietzsche, “Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh.” der.
“1960’ların başından itibaren, ayna resimleri yapan İtalyan sanatçı Michelangelo Pistoleto ‘Vietnam’ adlı çalışmasında, insanların ve çeşitli nesnelerin bulunduğu resim, yansıtıcı özelliği olan metal bir levhaya yapıştırmıştır. Böylelikle, yapıtın karşısına geçtiğinde, görüntüsü aynalı yüzeye yansımış olan izleyicinin, kendini resimde, siyasi bir gösterinin katılımcısı olarak görebilmesi sağlanmıştır.”5
Bir sanat eseri, yaratıcısının düşünce ve duygularını açığa vurduğu ölçüde etkilidir. Resim sanatı, bilmece çözen, ipuçları bulan, sırları ortaya çıkaran bir araştırma sanatıdır.Sanat eserlerinin değerini bilmek, gizeme anlam kazandırıp yüzeyin altında yatanı ortaya çıkarmak önemlidir. Sanat eseri, bilimsel bir yapıttan çok daha insancıldır,öncesiz ve sonrasızdır. Kültür için taşıyıcı bir görevi vardır.
Bu nedenle, sanatçılar eserleriyle her şeyden önce, sistemin korkunç baskıcı ve insanlık hallerini yok eden, insanlığın geleceğine darbe vuran olaylara karşı toplumsal duyarlılıkla “Hayır” çığlığını iletir, iletmelidir.
Estetik tasarımcısıVolkenstein’in dediği gibi “İnsanlık var olduğu sürece sanat eserlerinin yaratıcıları da yaşayacaktır.” Çağdaş, aydınlık bir gelecek için, barış için, sevgi için her zaman sanat, daha çok sanat…
Seval ARSLAN
*İKİ SÖZ ARASI-Deneme, Kanguru Yay. Ankara, 1. Basım: Nisan 2024; 2. Basım: Ocak 2026. (Sarmal Çevrim S. 30)
Kaynakça:
- Engin Sarı, Sanat Olgusunun Tarihsel Süreçte Değişen Tanımı, İşlevi Ve Değeri Üzerine Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Xlv, 2018/2, 131-154 Geliş Tarihi: 15.08.2018, Kabul Tarihi: 25.12.2018, Yayın Tarihi 31.
- Hülya Yetişgen, Aristoteles’te Sanatın Neliği ve İşlevi.
- Roberto Carvalho De Magalhães, Sanat Kitabı Tarihöncesinden Post-Empresyonizme Batıda Resim Sanatı, İngilizceden Çeviren: Elif Baki, Alfa Yayınları, İstanbul, 1. Baskı, 2008.
- Bilsen Başaran, Sözün İzi (Denemeler), Ozan Yayıncılık, İstanbul, 2015.
- Türkan Fırıncı, Biçim-İçerik Tartışması Temelinde Sanatın Neliği Ya Da Sanatsal Anlam.

