İktidar koltuğuna eli kanlı oturanların, namı konuşsun diye her yere bir şato yaptırmayı gelenek hale getirmişlerdi. Eski şatoların izleri kalmasın diye göstere göstere yıkıyorlardı. Ormanlık alanlar sorun olduğunda birkaç mangırla karnı aç olan sıradan hayvanlara yaktırıyorlardı. Sonrasında basınının karşısına geçip:“Olanlar dış güçlerin işidir. Beni kıskanıyorlar çapsızlar. Bir dış müdahale şarttır.”Muhabir sorusunu sorar:“ Saygı değer Aslan Padişahım. En iyisini siz bilirsiniz. Ne zaman dış ülkeye balıklama dalış yapacağız?” “Çok yakında herkes gücümüzü görecektir.”Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi:“Padişah için ölmek, cenneti garantilemek demektir. Cennette yer ayırmak isteyenler acele edin. Başvurularınız alınmaya başlamıştır.”Aslan Padişah olanlardan mutludur. İki elini ovuştururken, kabul odasına Kasadan Sorumlu Sarı Kedi girdi. Önünde eğilip kalktı:“Beni istetmişsiniz. Yüce padişahım.”Gelen kuluna küçümseyerek bakar:“Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi’ye başarısından dolayı bir kese altın para ver.”Kasadan Sorumlu Sarı Kedi heyecanla:“Yüce efendimiz Padişahlar padişahı… Altın fiyatları her yerde uçuşa geçti. İsterseniz altın suyuna batırılmışlardan bir kese verelim?”Durdu ve düşündü. Adımlarını pencereye doğru attı. Gözü karşı ormanlara takıldı. Yönünü yanıt bekleyene çevirdi:“Beni bu işe bulaştırma… Ortalığa çıkmaması için her türlü yetkiye sahipsin.”“Ah yüce efendimiz. Tüm işleri birlikte yapıyoruz. Açığa çıksa hiçbir şey olmuyor ki, iktidarın tek sahibisiniz. Sizden hiç kimse hesap soramaz. Bir emirle kellesini toprağa düşürürsünüz. Size iftira atanları sonu hep aynı oldu.”Eliyle çık dışarıya yaptı. Odada yalnız kaldı. Aslan Padişah taştan yapılmış şatonun işçiliğine tekrardan göz gezdirdi. Ne kadar güçlü, akıllı ve asil biri olduğunu düşündü. Etrafındaki herkese diz çöktürüyordu. Aynı zamanda öldürülmekten korkuyordu. Şatonun içini ve dışını kontrol etmek öyle kolay değildi. Ortalıkta sayısız infazlar ve kayıplar vardı. Her yerde akıtılan kanların izleri dünmüş gibi hafızalarda saklıydı. Şatonun içinde sayısız darbe olup, kaç padişahın kellesi alınmıştı. Şato dışından hayvan ayaklanmaları sayısız olmuştu. Fırsattan faydalanarak sayısız padişahlarda ters getirilip, yenileri iktidar koltuğuna oturmuştu. Aslan Padişah’ta bunlardan biriydi. Gök gürledi. Şimşekler arka arkaya çaktı. Avazı çıktığı kadar bağırdı:“Nöbetçiler nöbetçiler…”İçeriye Şatonun Gece Bekçisi Fare girdi: “Aga sen ne ayaksın bağırıp duruyorsun?”Aslan Padişah yanıt veremeden yere yığıldı. Şatonun Gece Bekçisi Fare’nin elinde bir kama duruyordu. Karın bölgesine sayısızca sokup çıkarmıştı. Eleğe dönen karnından oluk oluk kanlar akıyordu. Darbeli günler el değiştirirken, yeni bir tarih sayfası açılıyordu. İktidar Bir Gece Bekçisi Fare’nin eline geçmişti. Şatonun içinden dışarıya, gezegenler arası geçişlerde Gece Bekçisi Fare’nin darbe yaptığı duyulmuştu. Özünde değişen bir şey yoktu. Olanlar yine şatonun dışında yaşayanlara oluyordu.Gece Bekçisi Fare Padişah koltuğuna bir haftalık törenden sonra oturdu. Kendisi çok mutluydu. Planlı ve programlı yaptığını gerçekleşmişti. Korku ve hiç kimseye güvenmeme şimdiden başlamıştı.Kendi gücünü göstermenin zamanıydı. Kendince kurmuş olduğu yönetimde bir iki laf etti:“Başardık… Birlikte başardık. Sayenizde koltuğa oturdum. Ben emredeceğim… Sizler benim için çalışacaksınız.”Düz ovalara, her yere beton evler yapmaya başlandı. Deniz kenarları otellerle, villalarla dolmaya başladı. Diğer gezegenden gelen hayvanlara beton yığını satıldı. Gece Bekçisi Fare Padişah uykusundan uyandı. Gördüğü acayip düşü düşündü. Basının karşısına yöneticileriyle çıktı: “Hayallerimi gerçekleştireceğim. Hepinizi uçan halı üzerinde uçuracağım. Hiçbirinizi ezdirtmeyeceğim.” Uyutulanlar konuşmasından zevkten dört köşe oldu. Uyutulmayanlar bunun bir sahtekâr olduğunu konuştular. Her gün yeni bir konu ile aksiyon, heyecan yaratılarak hayvanların kafalarını karıştırma işlemleri iktidar gücü tarafından yapılıyordu. Planlananlar anında uygulamaya geçiriliyordu. Tartışılan her konu sonuca bağlanmadan bir başka konu piyasaya dalgalı halde sunuluyordu. Dalgalar her yere çarpıyordu. İşlek caddede kedilerin, köpeklerin, farelerin, maymunların, aslanların karışımından oluşanlar iş peşinde koşmaktadır. Her iş farklı olmakla birlikte menfaat işleri ağır basmaktadır. Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi havalı konuşmasında üst bakışla:“Ey altta sürünenler… Halinize küsmeyin, isyankâr olmayın. Öldüğünüzde gittiğiniz konaklama yerinde çok rahat edeceksiniz.”Şatonun başına her türlü gelenler. Dini duyguları garibanlara yükleyerek kendi ortamının saltanatını sürdürmeye devam ediyorlardı. Şatonun üst düzeyi dokunulmazlıklarıyla ünlüler geçidini temsil ediyordu. Yukarıda bulunanlar hayvanların yaşam alanlarına önem veriyormuş gibi gözükerek, kendi kasalarını helal diyerek, her türlü kılıf adı altında dolduruyorlardı. Her şey onlara göre oluk oluk akıyordu. İktidar koltuğuna oturan malı zaten garantileyip, servetinin ne kadar olduğunu bilemez! Yukarıda olmak her zaman tehlikelidir. Öyle anlar olur ki, en yakını ayağını kaydırıp, iktidar koltuğuna helal yoldan geldim diyebiliyor. Ayağı kayan toprağın derinliklerinde unutuluyor. Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi’si gelene göre ayarını yapar, avantasına bakardı.Şatonun çalışma odasında Gece Bekçisi Fare Padişah, içinde kuştüyü olan kahverengi ipekten yapılmış koltuğunda Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi’ye emirler yağdırıyordu. Her emir bir kanundu. Yeni emirler ağızdan çıkınca eskilerinin bir hükmü kalmazdı.Gözleriyle Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi’sini etkisine aldığında:“Sana boşuna altın para yağdırmıyorum. Dışarıda baldırı çıplak hayvan sürüleri açız açız diye her yerde söylenip duruyorlar. Düşünsene bunların bir birleştiğini… Benim sonum olduğu kadar seninde sonun olur geri zekâlı…”Tek adam karizmasını çizmişti. İyi ki herkesin içinde bunları söylememişti. O zaman hepten karizma dibe inecekti. “Saygı değer padişahım. Hemen bir basın açıklamasıyla bulanık suyu berraklaştırırım. İşin içinde yeterki din olsun… O da benim işim. Sayenizde ben varım. Benim sayemde de siz varsınız.”Gece Bekçisi Fare Padişah, şaşkınlığını üzerinden atınca:“Ayarı kaçmış dengesiz! Benimle böyle konuşmayı nereden buluyorsun? Seni anında silerim.”“Aman efendimiz. Ne yaptıysak birlikte yaptık. Aslan Padişah’ı birlikte yolcu ettik. Aynı geminin içindeyiz. Beni harcadığınızı biran düşünün! Benim yerime gelecek hayvan size ne kadar sadık olabilir?”Gece Bekçisi Fare Padişah sakalını sıvazladı. Oturduğu yerden kalktı. Odada hiç kimse yokmuşçasına bir süre yürüdü. Canı sıkılan Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi:“Saygı değer padişahım. Bu hayvan sürüsünü anca sizin aklınızla idare ederiz. Aklınızla koskoca gezegeni titretir kendisine getirirsiniz.”Birden parlaması sönmüştü. Gece Bekçisi Fare Padişah gülümsedi:“Aferin sana… Bana sadık kaldıkça daha çok mal mülk sahibi oluruz. Hayvanlar âleminin başında çoban olurum.”“Aman efendimiz ne malı mülkü?”“Bilmediğimi mi sanıyorsun? Öldükten sonra uyuttuğun topluluğuna diğer tarafı garantilemek için sana gelen bağışları iç ettiğini biliyorum. Aynı yolun yolcusuyuz. Ama ben padişahım. Senden farklıyım.”Şatonun Dini Bütünü Sarı Kedi’nin içi rahattı. Kellesi konuşmalarla gidebilirdi. Yine de kafası karışıktı. Padişah koltuğuna oturmayı düşünüyordu. Orası tehlikeli bir koltuktu. Anında koltuk götünün altından kayabilirdi. Bıyık altından gülümsedi. ‘Böylesi daha iyi… Bu dangalağı devirdiler mi yerine gelen oldu mu, sorun yok, bana ihtiyaçları var. Gelene bir ayar çekerim. Ağzı açık kalır.


Son 25 yılın kısacık ve çok iyi anlatılmış özeti.
Yazdığım yazıdünyada insanın varoluşundan günümüze kadar gelen süreyi anlatır. İnsanlar yaşadığı gezegeni güzelleştirmek için çaba harcamazsa, bozuk düzen teknoloji değişsede devam edecektir.