BULUTLARIN ALTINDA UYUYAN ÇOCUK

Yazı Kategorisi:Edebiyat
Yayınlama Tarihi:15 Nisan 2026
Görüntüleme Sayısı:17

Bulutların Altında Uyuyan Çocuk

Geceleri, evlerin içi karardığında değil; insanların kendilerinden kaçmayı bıraktığı anlarda başlardı onun uyanıklığı. Sokak lambaları yandığında, gölgeler uzar, duvarlar daha dürüst görünürdü. Çocuk pencerenin önünde durur, camdaki yansımasına bakardı. Yüzü hâlâ çocuktu belki ama bakışları, yaşıyla anlaşamıyordu. On dört yaşındaydı ve bu yaş, her şey için biraz erkendi: düşünmek için, sorgulamak için, yalnızlığı fark etmek için.

Gökyüzüyle uzun süredir bir anlaşması vardı. Konuşmazlardı; konuşmak gereksizdi. Bulutların yer değiştirmesi, yıldızların saklanıp yeniden ortaya çıkması yeterince açıklayıcıydı. Bazı geceler, içinden yükselen bir düşünceyi susturamazdı: Buraya ait değilim. Ama bu cümle hemen ardından başka bir soruyu getirirdi: Peki nereye?

Okul, onun için yalnızca derslerin olduğu bir yer değildi. Aynı zamanda sürekli sınandığı bir alandı. Doğru cevaplar, yanlış davranışlar, uygun tepkiler… Herkes bir şeylere uyum sağlamaya çalışıyordu. O ise uyum kelimesinin neden bu kadar önemli olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sınıfta konuşulanlar kulağına gelir ama zihninde başka yerlere çarpıp dağılırdı. Öğretmen adını söylediğinde irkilirdi; sanki bir yerden çağrılmış gibi.

Teneffüslerde arkadaşları gruplar hâlinde dolaşırken, o bahçenin kenarına çekilirdi. Ağaçların dibinde durur, gövdelerindeki çiziklere bakardı. İsimler kazınmıştı: yarım kalmış aşk cümleleri, anlamsız tarihler, aceleyle yazılmış küfürler. Hepsi bir iz bırakma telaşıydı. Çocuk bunu anlardı. İnsan görülmediğinde, duvarlara yazardı.

Bazen yanına biri gelir, bir şeyler anlatmaya çalışırdı. Çocuk dinlerdi ama kelimeler arasında kaybolurdu. Çünkü anlatılanlar, ona ait değildi. O, başka bir dilden konuşuyordu. Kimseye üstün hissetmezdi; sadece ayrı hissederdi. Ayrılık, en sessiz yalnızlıktı.

Eve döndüğünde annesinin yüzündeki yorgunluğu fark ederdi. Yemeğin buharı masanın üstünde dağılırken, sorular da yarım kalırdı. “Okul nasıldı?” sorusu, cevap beklemeyen bir alışkanlıktı. “İyiydi,” derdi çocuk. Çünkü uzun cevapların nereye konacağını kimse bilmiyordu. Odasına çekilir, kapıyı kapatırdı. Kapının kapanması, onun için bir reddediş değil; bir korunmaydı.

Odası küçük ama yoğundu. Duvarlarında afiş yoktu; düşünceler için yer lazımdı. Pencerenin kenarına oturur, dışarıyı izlerdi. Mahalle sessizdi ama bu sessizlik huzurlu değildi. Her evin içinde başka bir ağırlık vardı. Çocuk bunu hissederdi. Duvarların kalınlığı, içerde saklananlarla ölçülürdü.

Anahtarı bulduğu gün, her şey fark edilmeden değişti.

Okuldan dönerken cebinde bir ağırlık hissetti. Önce önemsemedi. Ama yürüdükçe o ağırlık, varlığını hatırlattı. Elini cebine attığında anahtarı buldu. Ne parlak ne paslıydı. Sıradan görünüyordu ama sıradanlık bazen en tehlikeli kılıktı. Anahtarın bir kapısı yoktu. Bu düşünce, onu ürkütmedi. Aksine, garip bir tanıdıklık hissettirdi.

O akşam anahtarı defalarca çevirdi parmaklarının arasında. Sanki bir şey anlatmak istiyordu ama kelimeleri yoktu. Yastığının altına koyduğunda, uyku ağır geldi. Gözlerini kapattığında karanlık derinleşti.

Rüyasında bir merdiven gördü. Bu merdiven, yukarı çıkmıyordu. Aşağı iniyordu ama düşmüyordu. Her basamak, bir anıyı taşıyordu. İlk basamakta öğretmenin yüzü vardı; “Biraz daha dikkatli ol,” diyen sesi. İkinci basamakta arkadaşlarının gülüşleri; arkasından gelen fısıltılar. Üçüncü basamakta aynadaki kendi yüzü; ne olmak istediğini bilmeyen ama ne olmak istemediğini sezmiş bir yüz.

Merdivenin sonunda bir kapı vardı. Kapının ardında sessizlik yoktu; açıklık vardı. Orada kimse acele etmiyordu. Kimse “normal” olmayı öğretmiyordu. Yanlış olmak mümkündü ve bu, insanı eksiltmiyordu.

Uyandığında kalbi hızlı atıyordu. Anahtar hâlâ oradaydı. Ama artık bir rüya eşyası değildi. Günlük hayatın içine sızmıştı.

Bir gün sınıfta, öğretmenin sorduğu bir soruya beklenmedik bir cevap verdi. Sınıf sustu. Öğretmen duraksadı. Çocuk, ilk kez kendi sesini duydu. Ses titriyordu ama gerçekti.

SON.

DİLEK ŞENOL

Bir Değerlendirme Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir