KÖTÜLÜĞÜ TANIDIĞIN AN

Yazı Kategorisi:Edebiyat
Yayınlama Tarihi:14 Nisan 2026
Görüntüleme Sayısı:20

KÖTÜLÜĞÜ TANIDIĞIN AN

Rengin Yılmazer

İnsan, kötülüğün gerçekten var olduğuna ne zaman inanır?

Birinin seni incitmesiyle mi, yoksa bunu yaparken hiçbir şey hissetmediklerini fark ettiğin an mı?

Çünkü biz, içimizdeki iyiliğe o kadar alışığız ki, başkasında onun yokluğunu ilk gördüğümüzde anlamlandıramayız. Her davranışın bir açıklaması olmalı diye düşünürüz. Yorgundur deriz. Kırılmıştır deriz. Yanlış anlaşılmıştır deriz. Kendi kalbimizin dilini başkalarının da bildiğine inanırız.

Ama bir gün… Bir şey olur.

Bir bakarsın, karşındaki sana zarar verirken duraksamıyor. Geri çekilmiyor. Üzülmüyor. Ve en sarsıcı olanı; bunu açıklamaya ihtiyaç bile duymuyor.

İşte o an, içinden geçen ilk şey öfke değildir.

Şaşkınlıktır.

İnanamamaktır.

“Nasıl yani?” dersin içinden. “Gerçekten böyle mi?”

Kötülüğün en saf haliyle ilk karşılaşma anı, bir tokat gibi değil; bir boşluk gibi iner insana. Gürültülü değil, sessizdir. Bağırmaz. Açıklama yapmaz. Kendini savunmaz. Sadece vardır.

Ve sen, o varlığı anlamaya çalışırken, kendi içinden parçalar kopar.

Çünkü mesele sadece yapılan şey değildir.

Mesele, bir insanın bunu yapabiliyor olmasıdır.

O an bir yol ayrımı başlar.

Ya gördüğün şeye dönüşmeye başlarsın ya da gördüğün şeye rağmen kim olduğunu hatırlarsın.

İlk seçenek kolaydır.

Kalbini biraz daha kapatırsın. 

Biraz daha sertleşirsin. 

Biraz daha az hissedersin. 

Ve bir süre sonra, sana yapılanı başkalarına yapabilecek hale gelirsin. Çünkü artık “öyle olmak” seni koruyor gibi gelir.

Ama ikinci yol…

İkinci yol ağırdır.

İçinde bir şeyler kırılmışken bile nazik kalmayı seçmek, aptallık gibi hissettirir bazen. 

İyiliğini korumak, sanki kaybetmek gibi gelir. 

Çünkü zarar görmüşsündür. Çünkü incinmişsindir. Çünkü bir şeyler senden alınmıştır.

Ama tam da orada, çok sessiz bir gerçek belirir: Kötülük bulaşıcıdır. Ama iyilik de öyle.

Ve sen neyi taşıyıp yayacağını seçersin.

İyiliğini kaybetmemek, dünyayı kurtarmak değildir. Ama kendini kurtarmaktır. 

Ve bazen, insanın yapabileceği en büyük direniş budur.

Kötülükle karşılaştığında onun gibi olmamak.

Anlamaya çalışmadan, mazur göstermeden, ama ona dönüşmeden yürüyebilmek.

Çünkü bazı insanlar gerçekten kötüdür.

Ve bunu kabul etmek, onları affetmek değildir. 

Sadece kendini kandırmamayı seçmektir.

Sen yoluna devam edersin.

Daha temkinli, evet. 

Daha seçici, evet. 

Ama hâlâ iyi.

Çünkü iyilik, başkaları hak ettiği için değil, senin kim olduğunu tekrar tekrar bilmem, bunu deneyimlemen için vardır.

Ve bir gün, geriye dönüp baktığında sana yapılanların seni değiştirmediğini; seni özüne, inancının merkezine taşıdığını anlarsın.

Kötülüğü tanıdığın an bir milattır, ona karşı direnişini kazandığın an ise büyük bir zafer.

Rengin YILMAZER

Bir Değerlendirme Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir