Bir kıyıydın,
ben sana çarpan hırçın dalga.
Aynı taşa yazıldım durmadan,
sen hep suyun sükûtu.
Bir yangındım,
rüzgârın omzuna bırakılmış.
Sana değdikçe alev oldum,
sen serin bir gölge.
Oysa ben toprağın saklı koynuna bırakılmış tohumdum.
Yağmur niyazımdı,
rüzgâr adımı bilmeden geçti.
Köklerim gizinde konuştu.
Gövdem usulca kalınlaştı.
Beni kimse görmedi;
Büyümek zaten görünmez eylemdir.
Gece gibi,
sessiz bir gövdeye sarıldım.
Kök olmak isterken
yaprak gibi süzüldüm.
Ben, kök salacak bir bağ aradım,
sen mevsiminden kopmuş
kimsesiz bir dal.
Sonra yüzümü güneşe çevirdim,
dallarım göğe harf harf kazındı.
Gölgemde dinlenenler çok oldu,
çiçeklerim konuştu,
meyvelerim dilsizleşti.
Ama baharlarım,
başka bahçelerin takviminde kaldı.
Ey içimde yarım duran resim,
seninle bir tablo kurmak istemiştim.
Sen renksizdin,
ben boyalarımı rüzgâra savurdum.
Artık ne gidiyorum,
ne de burada durabiliyorum.
İçime uzanan,
yorgun bir yolum var.
Çünkü sevda,
sırtına bağlanan bir taş değil,
kalbi açan yelken olmalıydı.
Sen bir yüktün ömrüme,
ben artık o gemiden indim.
Şimdi biliyorum:
Köklerim derinde,
dallarım göğe açık.
Ve bir gün…
köklerim bile
Gökyüzüne değecek.
Haziran 2025
Acibe Sıkar



Çok güzel bir şiir olmuş 👏👏